Üç Avrupa ülkesi neden yolundan döndü?

Tahran, İRNA- Üç Avrupa ülkesinin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Yönetim Kurulu'nda İran'a karşı karar almasının arkasında stratejik bir mantık bulmak çok zordur. Bu nedenle yorumcular, Almanya, Fransa ve İngiltere'nin hangi hedeflerle bugünlerde ABD'de siyaset uçurumunun kenarındaki Donald Trump'ın tasarladığı yeni oyuna geldiklerini irledemektedir.

Nükleer Anlaşma'dan en çok ekonomik kazancı sağlayan ve bu yüzden de Washington'un itirazına uğrayan Avrupalılar, Trump'ın bu anlaşmadan çekilmesinden sonra oluşan baskılar sonucu İran piyasasını ilk baştan terketmek zorunda kaldılar. Bunun akabinde de ticari ve ekonomik iş birliği zeminleri de ortadan kalkmış oldu.

Ancak bu arada siyaset yorumcularının en çok kafasını meşgul eden soru, Avrupalıların Trump'ın hem iç ve hem dış politikada iyi durumda olmadığı bugünlerde neden böyle bir arsaya adım atmalarıdır.

Bu soruya cevap için birkaç temelli noktayı hatırlatmak gerekir: Örneğin İngiltere'nin AB'nin çıkması, korona salgınının bu kıtayı kasıp kavurması ve Avrupa'nın ekonomi ve güvenlik alanında Çin'den geri kalması, bu birliği her zamankinden daha fazla zaaf duruma düşürmüştür.

AB'nin Nükleer Anlaşma konusunda son manevrası ile ilgili unutulmaması gereken bir husus, İran silah ambargosunun süresinin dolmasıdır. ABD'liler haftalar öncesinden uluslararası bir kampanya başlatarak, Nükleer Anlaşma kapsamında kaldırılması gereken İran silah ambargosunun uzatılmasını hedeflemktedir.

Görünen Avrupalılar iki nedenden ötürü Nükleer Anlaşma'nın bu maddesi ile ilgili yaygara koparmaktadır: İlk önce gelecekte İran silah piyasasında kendilerine yer olmadığı ihtimalidir, zira onların tahminlerine göre  Çin ve Rusya, İran için daha güvenli bir pazardır ve ayrıca yaptırımların kaldırılması ile İran, küresel piyasalardan Amerikan silahlarını bile satın alabilir. Bu yüzden acaba Avrupa kendisini bu konuda kaybetmiş taraf olarak mı görüyor?

İkinci konu şu: Avrupalılar sanki tutuklu takası ile ilgili gelişmeler veya Tahran ile Washington arasında her türlü görüşme olasılığı ve söylemi kousunda dehşete düşmüş olabilirler. Anlaşılan dolar, Suudi Arabistan ve İsrail baskısına karşı koyamadıkları için Nükleer Anlaşma kapsamındaki taahhütlerini ifa edemeyen Avrupalılar, şimdi ise olası bir muamele ve dolayısıyla görmezden gelinmekten endişe duyuyor olabilirler.

Trump ve aşırı takımının İran dosyasını UAEK aracılığıyla BM Güvenlik Konseyi'ne taşımaya çalışmasının bir ana hedefi vardır: Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde bir koz elde etmek. Kuşkusuz Avrupalılar bu konudan habersiz değillerdir.

Böylece Avrupalılar bu oyuna girerek Trump'a karşı küçümseyici bir şekilde diz çökmüşlerdir. Onların Doğu devleri karşısında kendi güvenliklerinden kaygılanmaları veya İran ile ABD arasındaki ilişkilerde dikkate alınmamalarının önemi yoktur. Önemli olan onların, uçurumun kenrında olan bir kişi üzerinde bahse tutuştuklarıdır.

Dışişleri Bakanı Muhamme Cevad Zarif de dün twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 'Üç Avrupa ülkesi halk önünde yapmacık davranışlardan kaçınmalı ve cesaret ederek özel görüşmelerde itiraf ettiklerini açıkça dillendirmelidir' paylaşımınd bulundu.

Zarif açıklamasında, 'Açıkça söylesinler: ABD'nin zorbalığına karşı direniş konusunda kesin başarısızlığa uğradıklarından dolayı Nükleer Anlaşma'daki kendi taahhütlerini ifa etmekten bile acizler. Mevcut maskenin arkasında üç Avrupa ülkesi, Trump ve Netanyahu ile iş birliği içindeler ve İran'a tavsiyede bulunacak durumda asla değillerdir' ifadesini kullandı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi de yaptığı açıklamada, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) tarafından İran ile ilgili alınan kararın siyasi ve yapıcı olmayan bir karar olduğunu belirtti.

Kararın kabul edilemez olduğunu vurgulayan Musevi, İran’ın ajans ile en fazla işbirliğine sahip ülke olduğunu ve buna rağmen bu kararın alınmasının üzüntü verici ve hayal kırıklığı olduğunu söyledi.

Amerika başta olmak üzere bazı ülkelerin ajans isteklerinin büyüttüklerini ifade eden Musevi bu isteklerin nedeninin sorgu işaretleri içerdiğini bu ülkelerin yaptıklarının İran ve ajans arasındaki işbirliğinde yeni bir kriz yaratma çabasında olduklarını kaydetti.

Musevi, UAEK Yönetim Kurulu üyelerini Amerika ve Siyonist rejimin sahte eski dosyaları açma yönündeki çabaları karşısında uyanık olmalarını isteyerek, bu dosyaların temelsiz olduğunun daha önce ispatlandığını ve Yönetim Kurulu tarafından da kapandığını dile getirdi.

Bu kararın yanında yer almayan ülkeleri takdir eden Musevi, Yönetim Kurulunda kararın yanında yer alan ülkelerden ABD ve Siyonist rejimin gizli hedeflerini algılayarak, onların yanında uluslararası düzeyde gereksiz bir gerginlik yaratma çabaları ile birlikte olmamalarının beklendiğini bildirdi..

Almanya, İngiltere ve Fransa’nın karar taslağını sunmalarını mahkum eden Musevi, bu ülkelerin ABD baskısı altında bunu yaptıklarını belirterek, bu ülkelerin nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmede aciz olduklarını ve bu yaptıkları ile sorumluluklarından kaçmak istediklerini vurguladı..

Musevi, İran ve ajans arasında çıkacak gerginliğin sorumluluğunun bu karar taslağını sunanlara olduğunu ve bu ülkelerin yaptıklarının sonucuna katlanmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

yorumunuz

You are replying to: .
3 + 0 =