1 Haz 2020 13:00
Journalist ID: 2394
News Code: 83806757
0 Persons
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nden Atlantik Konseyi üyesine tepki

Tahran, İRNA- ABD merkezli Atlantik Konseyi üyelerinden birinin iddiasına tepki gösteren Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, 'Başkalarına vaaz vermek yerine kendi ülkelerindeki durumla ilgilenmeleri gerekir' söyledi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Musevi twitter hesabından yaptığı açıklamda, ABD merkezli Atlantik Konseyi isimli düşünce kuruluşu üyesi Barbara Slavin'in iddiasına, ’Bu, tam da Zarif'in ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'ya söylediği şeydir’ ifadesini kullandı.

Slavin, Zarif'den Pompeo'ya siyahilere karşı ayrımcılığa son verilmesi çağrısında bulunan bir twitter mesajı ile ilgili, ‘Önce kendi ülkenizdeki durumu düzeltin. Biz kendi ülkemizi iyi duruma getiririz’ diye yazmıştı.

Slavin'e tepki gösteren Slavin, 'Resimlere bakın. Kendiniz anlamış olmalısınız. Ama başkalarına vaaz vermeye o kadar alışmışsınız ki, birileri tarafından "İran'a tavsiyede bulunmak için çok kibirli olmamalısınız" diye hatırlattığında size tatsız gelir. ABD hakkındaki bilgileriniz daha fazladır’ diye belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo'nın 27 Haziran 2018 tarihli açıklamasınını içeren görüntüyü paylaşan Zarif, aynı cümlelerle ABD halkına hitaben açıklamasında, 'Bazıları siyahilerin hayatlarının önemi olduğunu düşünmüyor. Siyahilerin hayatını önemli bulan içimizden bazılarının dikkatine: Dünyanın ırkçılıkla mücadele zamanı gelmiştir. Dünya Irkçılığa karşı' diye belirtti.

Zarif'in açıklamasının devamında şu ifadelere yer verildi:

'ABD hükümeti vatandaşlarının kaynaklarını: Asya, Afrika veya Latin Amerika'daki maceracılıkları ile, veya sayısız diktatörleri desteklemekle, ya da nükleer silahlarını geliştirmekle heba etmektedir. Bütün bunlar sadece Amerikan halkının acılarına acı katmaktadır. Daha önce söylediğim gibi ABD'deki protestoların sürmesine asla şaşılmamalı. Amerikan halkını, liderlerinden servetlerin paylaşılmasını ve haklı ihtiyaçlarının karşılanmasını istemektedir.

Biz bu hükümetin her zaman etkisi olmayan baskı uygulaması, protestocuları hapse tıkması ve Amerikan halkını çaresizliğe sürükleme taktiklerini kınıyoruz. ABD halkı liderlerinin ırkçılık, yolsuzluk, adaletsizlik ve yetersizliklerinden yorulmuş ve dünya onların sesini duymaktadır.'

ABD siyahi George Floyd, Minneapolis'ta bir beyaz polis tarafından ensesine dizleri basılarak öldürülmesinin ardından Minneapolis'a ilaveten birçok şehirde beyaz ırkçılığına karşı protestolar başladı.

Olayların başlangıcını Pazartesi günü Minneapolis kentinde bir şarküterinin polise yaptığı bir ihbar oluşturuyor.

Şarküteri çalışanları, 46 yaşındaki George Floyd'un alışverişten sonra kasada ödeme yapmak için verdiği 20 doların sahte olduğunu fark edip, polise haber verdi.

Olay yerine gelen polis de Floyd'u gözaltına almak istedi.

Polisin gözaltı işlemi sırasında olaya tanık olan bir kişi, olayı baştan sonra Facebook'tan canlı yayımladı.

Ayrıca, başka görgü tanıklarının da çektiği videolar olaydan kısa bir süre sonra sosyal medyada dolaşıma çıktı.

Görüntülerde, 44 yaşındaki beyaz polis memuru Derek Michael Chauvin'in kelepçe takarak yere yatırdığı Floyd'un boğazına diziyle dakikalarca bastırdığı görülüyor.

Floyd'un bu esnada "Nefes alamıyorum" dediği ancak Chauvin'in buna rağmen duruşunu değiştirmediği de kameralar yansıdı.

Floyd bir süre sonra bilincini kaybetti ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Bu olaya ilişkin görüntülerin sosyal medya ve yerel basında yayınlanması büyük bir infiale yol açtı.

"İkiz şehirler" olarak bilinen Minneapolis ve komşusu Saint Paul'da hafta başından bu yana protesto gösterileri düzenleniyor.

Gösterilerde çok sayıda bina ateşe verilirken, bir polis karakolu da protestocuların baskınına uğradı. Bazı dükkanlar da yağmalandı.

Güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu bir kişi yaşamını yitirdi. Olayların büyümesinin ardından Minneapolis'te olağanüstü hal ilan edilirken, eyalet yönetiminin çağrısı üzerine Ulusal Muhafız Birlikleri konuşlandırıldı.

Olaylar Minneapolis ve Saint Paul ile sınır kalmadı ve Chicago, Los Angeles ve Memphis başta olmak üzere ABD'nin birçok kentine de yayıldı.

ABD'de 2020 yılının ilk dört ayında 200'dan fazla Amerikan vatandaşının polis şiddetine kurban gittiği bir raporda açıklandı.

yorumunuz

You are replying to: .
4 + 14 =