12 May 2020 14:45
Journalist ID: 2391
News Code: 83784970
0 Persons
Nekbe (Felaket) Günü ve küresel sorumluluklar

Tahran, İRNA- Sahte Siyonist rejimin tohumunun semavi peygamberlerin yurdu olan stratejik Ortadoğu bölgesinde ekildiği 70 yıl önce, hiç kimse BM ve insan haklarının sahte savunucularının Siyonistlerin mazlum Filistin halkı ile diğer bölge halkları hakkındaki sayısız cinayetleri karşısında bu derece pasif davranacağını beklemiyordu.

15 Mayıs 1948 tarihi, milyonlarca Filistinlinin kendi anayurtlarından Siyonist askerlerin saldırıları ve İngiltere ve ABD'nin geniş desteği sonucu zorla göç ettirildiği gündür. Bu göç, Siyonistlerin bölge ülkelerine karşı insanlık dışı ve dehşet cinayetlerinin kaynağı oldu.

Siyonist işgalciler Filistin topraklarında 774 köy ve şehre saldırarak 15 bin müslüman ve Hristiyan sivili katlettikten sonra Filistin topraklarının yaklaşık yüzde 80'ini işgal ettiler. Bu insanlık faciasından kalanları ise Ürdün Nehri'nin batı yakasına, Gazze Şeridi'ne ve Suriye, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkelere sürdüler.

Filistinlilerin yerlerinden edilmesi, Siyonizm'in 1897 yılında İsviçre'nin Basel kentinde temellerinin atılması, Filistin'in mandalığının Britanya'ya devredilmesi ve 1917 yılında dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Balfour tarafından bildirilen bildiri sonucu meydana geldi. Birleşmiş Milletler de 1947 yılında 181 sayılı kararla Filistin'i Siyonist yerleşimcilerle Arap yerleşikler olmak üzere ikiye böldü. Bir yıl sonra Siyonistler işgal politikalarının onay almasını Batı'nın tam desteğini aldıkları anlamında olduğunun farkına vararak, 'Nil'den Fırat'a Siyonizm' isimli eski rüyalarının gerçekleşmesi için yeni kıyım, şiddet ve işgal dönemi başlattılar. Ölye ki işgal edilen kısımlarda sadece 160 bin Arap kökenli Filistinli kalabildi.

Meşruluk kazanmak için bozguna uğrayan çabalar

Siyonist liderler, Filistin topraklarını işgale başladıktan beri sürekli ekonomik, askeri, siyasi araç ve unsurlarla ve hatta tarihi tahrif edip, Filistin'in asil kültür ve simgeleri, köklü mirası ve dini, sosyal ve tarihi bağlantılarını ortadan kaldırma yolu ile kendileri için yeni bir kimlik oluşturmayı ve bölgesel ve küresel meşruiyet kazanmayı hedef edinmişlerdir, ancak ABD ve İngiltere'nin destekleri ve Siyonist unsurların Filistin'in tarihi ve kültürel varlıklarını yok etmeye çalışmalarına rağmen, bu komplolarında bozguna uğramışlar ve dünya halkları, Siyonistleri bir sürü işgalci ve kimliksiz nesne olarak görmekte, Filistinlileri ise bu toprakların sonsuz ve asli sahipleri olarak bilmektedir.

Siyonislter 'Nil'den Fırat'a adlı şom fikirle bu sahte rejimin kurucularının gerçekleşemez arzularını gerçekleştirmeye çalışmakta, ancak işgal edilmiş topraklardan geçemedikleri gibi, işgal edilen topraklar içinde mücadeleci Filistinli çocuklarla baş etmekten aciz kalmışlardır, öyle ki Filistin topraklarının bir kısmını yıllarca işgal etmelerine karşın, mecbur kalarak ve rezalet içinde Gazze Şeridi gibi bölgelerden çekilmek zorunda kaldılar.

İşgalcilerin Filistin topraklarını Yahudileştirme ve İslami ülkelerle ilişkilerini normalleştirme çabaları, 70 yılı aşkın bir süredir gerçekleşemez bir rüya haline gelmiş ve bazı bölge ülkelerinin haince Siyonistlerle siyasi ve ekonomik ilişki kurmaya çalışmasına rağmen bu rüya asla pratiğe dönüşmeyecektir.

Bütün bu çabalara ve ABD'nin Siyonistlere verdiği amansız ve açık desteklerine ve hatta Washington'ın UNESCOdan Filistin'e destek sunduğu gerekçesiyle çekilmesine rağmen, dünya halkı hala Filistin'i Filistinlilere ait olarak görüyor ve bu yurdu, asli sahipleri olarak müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin muazzam mirası gibi değerlendiriyor. Nekbe Günü başka bir açıdan bu semabi yurtdun kültürü ile mirasının sonsuzluğunu hatırlatmaktadır.

BM ve insan hakları savunucusu örgütlerin rolü

Dünya genelindeki insan haklarını savunduklarını iddia eden her zaman bazı ülkelerde insani hakların çiğnendi konusunda yaygara koparan örgütler, 70 yıl işgalden ve Siyonist canilerin Filistinlilerin ve bögle halklarının can ve namusuna yönelik acımasızca saldırılarına karşın onların gerçek haklarını elde etmeleri için etkin adımlar atamamış ve Siyonistler yasal ve küresel takiplere maruz kalmaktan korkmayarak Filistinlilerin haklarını ve özellikle bu rejimin mahpushanelerindeki binlerce Filistinli mücadeleci esir ile kadın ve çocukların haklarını çiğnemeye devam etmektedir.

Ancak şu açık ki BM ve bağlı örgütlerin Siyonist Rejimin ana destekçisi ABD'nin sultası altında oldukları sürece Filistin halkının bu tür örgütlere ümit bağlamaması gerekmektedir.

İslami ülkelerle İslam İş Birliği Teşkilatı'nın rolü

Bölgedeki bazı Arap ülkelerin Siyonist rejimle açık veya gizli ilişkisi kurarak Filistin halkının haklarının korunması ve Siyonist yetkililerin işgaline karşı mücadeleler konusundaki olumsuz rollerine rağmen İslami ülkelerin ezici çoğunluğu ile dünyanın özgürlükçü halkları, işgalci Siyonistlere karşı katı ve birleşik bir duruşun sergilenmesini istemektedir.

Siyonistlerin felaketlerinin son bulması yolu, uyanış ve direnişten geçmektedir

 Siyonistlerin utanç verici 70 yıllık yaşamlarından elde edilen deneyimler, onların zor ve direniş dışında başka dilden anlamadığını ve Filistinli mücadelecilerin canı pahasına direnişleri ve şehadet isteyen kararlılıkları ile dünyanın özgürlükçü halklarının desteğinin olmaması durumunda, belki yıllar önce Siyonistlerin Filistin topraklarına tamamen hakim olabildiklerini gözler önüne sermektedir. Bu da kendi evlerinin anahtarlarını bile ellerinde tutan Filistinli mültecilerin ve milyonlarca insanın ana vatanlarına dönme ümitlerini boşa çıkarabilirdi.

Bu çerçeverde Filistinli mücadeleci gruplar, defalarca sözde Filistin Barışı projelerinin etkisiz olduğuna vurgu yaparak 'Yüzyılın Anlaşması' faciasına karşı çıkmış ve vatanını korumak için onlarca intifadayı başlatan Filistin halkının bugün her zamankinden daha çok, hakkını ve kutsal eserleri ile toprağını direniş yolu ile kazanabileceğine ısrar ettiğini söylemektedir.

yorumunuz

You are replying to: .
4 + 2 =