21 Ara 2019 20:05
Journalist ID: 2391
News Code: 83603157
0 Persons
İran'da bu gece Yelda Gecei olarak kutlanıyor

Tahran, İRNA- İran coğrafyasında yaklaşık 2 bin yıldır 21 Aralık’ı 22 Aralık’a bağlayan gece, Yelda Gecesi adıyla kutlanmaktadır. Bu gece yılın en uzun gecesi olarak günlerin kısalmasının son bulduğunun habercisidir.

 Kökenlerini güneş tanrısı Mitra’nın doğumundan alan bu bayram, Süryani dilinden gelmektedir. İran’da son yıllara kadar Yelda Gecesi arifesinde nineler ve anneler eski dolaplarını karıştırarak el sanatlarını Yelda Sofarsı’nı bezemek için dışarı çıkarıyor ve evi süslüyorlardı. Bu adet binlerce yıldır İran sanatının örneklerini göstermek için bir fırsat sunmaktadır.

Bu gece nineler ve dedeler aile halkını kürsü denen bir masanın etrafında toplayarak çocuklara masal anlatırlardı. Sonbaharın son gecesi, yılın en uzun gecesi olan ve ertesi günden itibaren günlerin yeniden uzanmaya başlamasının habercisi sayılan Yelda Gecesi, İran’ın Türkler ve diğer etnikleri tarafından Çille Gecesi ile de anılır.

21 Aralık, Kuzey yarım küre için, yılın en uzun gecesi ve en kısa gününe sahiptir. Bu günü takip eden günlerde geceler kısalmaya, günler uzamaya başlar. 21 Mart tarihinde gece ve gündüz süre olarak eşitlenir.

Karanlıklar her zaman ürkütücü olmuştur. İnsanın var oluşundan bu yana, gece ve karanlık, genel anlamda kötülüklerin anası sayılmış, başta güneş olmak üzere aydınlık saçan her şey kutsal sayılmıştı. Her ne kadar, günümüzde, elektrik kesintileri sayesinde, insanların birbirleriyle konuşmasına vesile olmuşsa da karanlıklar her zaman sorun olmuştur.

Bölgelere göre değişiklikler gösterse de özellikle İran’da yapılan Şeb-i Yelda kutlamalarında, ailenin en büyüğünün evinde toplanılır, başta karpuz ve nar olmak üzere hemen her tür yiyecek hazırlanır, sabah güneşin doğuşuna şahit olana kadar bu ritüel devam eder.

Bu kutlamada amaç bir taraftan en uzun gecenin karanlığında gelecek kötülükleri engellemek, diğer taraftan da güneşin doğuşuna şahit olarak kötülüklerin bitimine şahit olmaktır. Şiddetli soğuklar da bu tanrının işidir. Bu nedenle kutlamalar sırasında ateşler yakılarak şiddetli soğuklara bir başkaldırı gösterilir.

Bazı seneler vardır ki, bitmek bilmez. Tıpkı, Hâfız-i Şirâzî’nin 650 yıl öncelerde söylediği gibi, ’Hukkam-ı zulmet, şeb-i yeldâ est!’ Ama, umutsuz olmaya gerek yok. Çünkü, karanlığın en koyu olduğu saatler, sabahın en yakın olduğu saatlerdir.

Yelda Sofrası’nın olmazsa olmazı karpuzdur. Yelda’dan bahsedildiği zaman ilk olarak yılın en uzun gecesinde en soğuk günlerden birinde soğuğa karşı direnişi göstermek amacıyla herkes karpuz yemeği kendine bir bırç bilir.

Karpuzun ardından sofraları süsleyen başlıca meyve nardır. Nar ile karpuz kırmızı renkte olduğu için sofralarda yılın diğer günlerine göre en çok kırmızı rengi bu gece görme şansına kavuşuruz. Diğer meyvelerin yanı sıra baştacı meyve sayılan nar, bu sofrada tüm meyvelerden önce alınır ve diğer meyveleri gölgede bırakır gibi sofrayı süsler.

İran takvimine göre, sonbaharın sona erdiği ve kışın başladığı “Azer” ayını “Dey” ayına bağlayan 21 Aralık gecesi, Şeb-i Yelda adıyla kutlanıyor. Şeb-i Yelda adetleri ülkede, aile üyelerinin bir araya geldiği, sıcak ilişkilerin kurulduğu ve samimiyet ortamının geliştiği bir gelenek olarak devam ettiriliyor.

Şeb-i Yelda İran’da İslam öncesi dönemlerden bu yana farklı şekillerde kutlanmakta ve günümüzde genelde bir aile toplantısı ve insani ilişkilerin günçlendirici bir tören şeklinde kutlanmakta.

Şeb-i Yelda, geçmiş örf ve adetlerini günümüze taşıyarak toplumsal ve insanlar arasında iyiliği geliştirmeye yardımcı şekilde devam etmektedir.

Bu gece aileler bir araya toplanarak beraber yemek yemekte ve bu geceye has meyva olan nar ve karpuz’un yanı sıra pişmaniye ve bu geceye has kuru yemişler yenilmektedir.

Şeb-i Yelda başta İran olmak üzere, Afganistan, Tacikistan ve bazı Orta Asya ülkelerinde de kutlanıyor.

yorumunuz

You are replying to: .
5 + 10 =