İran'la ticaretimizi koruyup geliştirmekte kararlıyız

Tahran, IRNA- Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği MÜSİAD Tahran Temsilcisi, 'İran, 2022 yılının başlangıcına kadar yurt içinde benzeri üretilen ithalat mallarının yasaklanması yönünde İslami Şura Meclisi'nde bir yasa onayladı. Biz Amerikan ambargolarına uymayıp İran'la ticaretimizi geliştirmeye çalışıyorsak, İran'dan da bu konuda bize gereken desteği vermesini bekliyoruz.' dedi.

Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği Tahran Temsilcisi Fatih Çayabatmaz İRNA Türkçe'ye verdiği röportajda, son dönemde ABD'nin İran'a yönelik uyguladığı yaptırımlardan çok etkilenmediklerini ve ikili ticareti geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti.

14 yıldır İran'da ticari faaliyete başladıklarını açıklayan Çayabatmaz, ilk 5-6 yılda gıda sektöründe faaliyete başladıklarını, 8 senedir Payam Özel Ekonomi Bölgesi içerisinde PVC profili üretimi ile devam ettiklerini, buradan Afganistan, Umman ve diğer ülkelere ihracat yaptıklarını ve 2 yıla yakındır İran'da Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği Tahran Temsilcisi olarak görev yaptığını ifade etti.

MÜSİAD'ın 1990 yılında STK olarak Türkiye'de kurulduğuna işaret eden Çayabatmaz, 13 bine civarında üyesi olduğunu, bunların fabrika ve işletme şeklinde 65 bin iştiraki bulunduğunu, dünyanın 224 noktasında temsilcilik ve 95 ülkede şube ve temsilcilikler vasıtasıyla büyük bir ticaret ağı olarak faaliyet yürüttüklerini kaydetti.

Öncelikli hedeflerinin İslam ülkeleri arasındaki ticaret, iş birliği, yatırım ve ticari fırsatların değerlendirilmesi olduğuna dikkati çeken Çayabatmaz, Afrika, kuzey ve Latin Amerika ve Avrupa gibi çok büyük bir coğrafyada 224 noktada temsilciliklerinin mevcut olduğunu söyledi.

Yaptıkları faaliyetlerinin başta fuarcılık, ticari heyetler, ticaretin geliştirilmesi için sektör raporları ve ikili iş birlikleri olmak üzere ortak yatırım fırsatları için alan raporlama faaliyetlerini kapsadığını belirten Türk iş adamı, MÜSİAD İnverst Ofisleri ile beraber dünyanın birçok noktasında Türk yatırımcılarının ürünlerinin dünya pazarlarına nasıl pazarlanacağı ile ilgili ofisler açtıklarını, İran'da yaklaşık 300 Türk iş adamının varlık gösterdiğini, büyük çoğunluğunun Tebriz, Urmiye ve Zencan gibi İran'ın batı bölgelerinde ekonomik faaliyet yürüttüğünü, bunun yanında Tahran ve diğer bölgelerde yatırımlarının mevcut olduğunu, gıda, tekstil, temizlik ve kozmetik, ham maddeleri ve sanayi girdileri gibi sektörlerde yoğunlaştıklarını ve özellikle iki ülke arasında konmuş olan 30 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmak için MÜSİAD olarak büyük gayret gösterdiklerinin, 2012 yılında 22 milyar dolara çıkan İran-Türkiye ticaret hacminin şu anda 9 milyar dolara gerilediğine işaret ederek, bunun tekrar aynı seviyelere gelmesi için gayret ettiklerini açıkladı.

İran'ın kendileri için çok önemli ve stratejik bir pozisyonda bulunduğuna dikkati çeken Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği Tahran Temsilcisi Çayabatmaz, 517 kilometrelik uzun kara sınırı ile çok köklü tarihsel ve ticari iş birliğinin mevcut olduğunu, iki ülkenin İpek Yolu üzerinde yer aldığını, Çin üzerinde Orta Asya'ya, oradan İran ve Türkiye'ye yeniden İpek Yolu'nun canlandırılabileceğini ve iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel yakınlığın birbirine olan ihtiyaçlar noktasında ticaretin geliştirilmesi için büyük imkanlar olduğunu duyurdu.

Türkiye'nin enerji ithalatı, İran'ın ise enerji ihracatçı konumunda olduğunun altını çizen Çayabatmaz, sanayi girdileri ve enerji açısından İran'ın çok zengin olduğunu ve Türkiye'nin bu zenginliğe bir anlamda muhtaç ve ithalatçısı olduğunu bildirdi.

Çayabatmaz konuşmasını şöyle sürdürdü:

'İran bizim için çok önemli partner. Türkiye de özellikle kimya, tekstil, araba parçası, maden ve metal, ara mallar gibi tüketim ürünleri ve sanayinin girdileri açısından çok iyi bir konumdadır. Ayrıca Türkiye'deki tüketim mallarının çeşitliliği, bolluğu ve kalitesi Avrupa düzeyinde olduğu için İran'da Türk malları büyük rağbet görüyor. Dolayısıyla tarihsel, kültürel ve ekonomik olarak yakın olan bu iki ülkenin irtibatlarının daha çoğaltılması için de biz elimizden gelen gayreti sarfediyoruz.

İran'a gelen Türk firmalarına pazarın tanıtılması, bürokratik izinlerin alınması vb. konularda gerekli bilgileri veriyoruz. Aynı şekilde Türkiye'de yatırım yapmak isteyen İranlı iş adamlarına da destek vermeye çalışıyoruz. İran'da daha çok Türk yatırımcı arkadaşlara yardımcı oluyoruz. İki ülke arasında yaşanan gümrükler ve bankacılık işlemleri konusunda sorunlar yaşanmıyor değil, ama daha çok biz yatırım için gelen insalara nerde yatırım yapmaları gerektiğini ile ilgili yardımcı olmaya çalışıyoruz.

İran'da işçiliğin ucuz olması, ham maddelerin üretilmesi ve tedariğinin kolay olması, enerji fiyatlarının çok ucuz olması, Türk iş adamlarını bu büyük İran pazarından pay almaya yönlendiriyor. İran'ın 80 milyonluk nüfusu ve büyük genç nüfusa sahip olması, tüketim kültürünün ülkemize yakın olması, ürünlerimizin kalitesi ve çeşitliğinin yüksek olması nedeniyle İran'da beğenilir olması bizi İran pazarına cezbeden unsurlardandır. Burdan komşu ülkelere nakliye ve enerji avantajını kullanarak ihracat yapan bir sürü arkadaşımız da tabii ki vardır'.

Tahran'da temsilciliklerinin olduğunu bildiren Çayabatmaz, İran'ın diğer noktalarında da şubeler açmayı hedeflediklerini, üyelerinin arasında dayanışmanın sağlamlaştırılmasını, İran'la Türkiye arasındaki ticaretin geliştirilmesi için 10 yıl müzakereleri süren ve 2015 yılında imzalanan Tercihli Ticaret Anlaşması'nın güçlendirilmesi gerektiğini, Aralık 2018'de İran ve Türkiye cumhurbaşkanlarının Ankara'da düzenledikleri DEİK toplantıda da karara varıldığı gibi bu anlaşma kapsamına giren ürünlerin sayısının arttırılması konusunda tarafların mütabata vardıklarını, çok kısa süre içerisinde kapsamın genişlemesiyle düşmekte olan ticaret hacminin yükselmesini umduklarını açıkladı.

İkili sorunları aşma konusunda kararlıyız

İran'ın kendi ekonomisini korumak için tüketim mallarının ithalatına çok büyük gümrük tarifeleri koyduğunu ve bazı ürünlerin ithalatını yasakladığını, kendi ürettikleri ürünlerin tüketim malzemesi olduğu için genelde bu kapsama girdiğini ve bu nedenle ikili ticaretin günden güne düştüğünü söyleyen Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği Tahran Temsilcisi Fatih Çayabatmaz, 2017 yılında 3.3 milyar dolar olan Türkiye'nin İran'a yaptığı ihracatın 2018 yılında 2.2 milyar dolar seviyesine düştüğünü ve düşmeye devam ettiğini, buna çözüm yolu olarak örneğin sınır ticaret alanlarının arttırılmasının Türkiye için çok önemli olduğunu ve ambargonun İran-Türkiye sınırını etkileyemeyeceğini ifade etti.

İran'ın eskiye göre İran'da bürokratik işlemler açısından büyük bir gelişme yaşandığını, ancak bunun istenen düzeyde olmadığını belirten Türk iş adamı, ambargolar başladıktan sonra bazı malların tedariğinde sıkıntılarla karşılaştıklarını, bütün bunlara rağmen durumun iyileşmesini beklediklerini aktardı.

Milli para birimleri ile ticaret gelişmektedir

Çayabatmaz röportajın bu kısmında şu ifadelere yer verdi:

'İran ve Türkiye arasında 2011 yılından beri Riyal ve Lira ile ticaret yapılmaya başlamıştır. Türkiye Halk Bankası ile İran Merkez Bankası'nın yapmış olduğu petrol paralarının Halk Bankası'nda Lira olarak turulması ve İran-Türkiye ticaretinde kullanılması anlaşması çok uzun zamandır devam ediyor. İnşallah ambragolar sona erdiği zaman iki ülke arasındaki kendi para birimi ile ticaret yapma olanakları daha da artar. İran'ın FATF'a üye olması durumunda iki ülke arasında bankacılık noktasında çeşitli kısıtlamalar da kalkar ve iki ülke yerel para birimleri ile daha rahat ticaret yapacak duruma gelirler.

Dolardaki her hangi bir yükseliş, ticareti olumsuz etkiliyor. Üreticilerimiz ürünlerinin fiyatlarını belirleme ve ham maddeyi tedarik etme konusunda zorluklarla karşılaşıyor ve hala kor çok yüksek. Üretilen ürünlerin tüketim boyutu da var. Doların olması gerektiği rakamın şu an 7-8 bin Tümen'dir'.

İran enerji yönünden dünyada sayılı ülkelerden

Ülkelerin sanayileşmesi için enerji sorununu ve tedariğini her nasılsa çözmeleri gerektiğinin altını çizen Çayabatmaz, Türkiye'nin cari açığının en büyük sebeplerinden birinin enerji ithalatı olduğunu, İran'ın bu anlamda hayli zengin bir ülke olarak ön plana çıktığını, Türkiye'nin sanayileşmesi için ucuza enerji elde etmesinin çok önem taşıdığını, İran ve Türkiye'nin 80'er milyonluk nüfusları ile birlikte Afganistan ve Pakistan'la birlikte 400 milyon gibi büyük bir pazarın oluştuğunu, komşu ülkelerin el ele vermesi durumunda büyük bir kalkınmanın gerçekleşmesinin mümkün olduğunu ve birbirlerine büyük katkılar sağlayabileceklerini, Avrupa Birliği gibi bir örgütün kurulabileceğini vurguladı.

Türkiye, ABD'nin İran'a uyguladığı tek taraflı yaptırımları tanımayacağını bildirdiliği politikasında ne kadar başarılı?

Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği Tahran Temsilcisi Türk iş adamı Fatih Çayabatmaz bu konuda şu yanıtı verdi:

'Bütün Avrupalı firmalar ABD'nin tek taraflı uyguladığı İran ambargolarından dolayı İran'ı terketmişken, bir tane Türk firması bile İran'dan çekilmedi ve hatta arttırdı. Bu gösteriyor ki Türk firmaları realitede yaptırımlara uymuyorlar. Öte yandan özel sektör özellikle Amerikan bankacılık sektörünü yani doları kullanırsa, yaptırımlardan çeşitli önlemler almış ama devletin bu anlamda özel sektöre müdahalesi olması söz konusu değil. Devlet bankaları örneğin Ziraat, Vakıf ve Halk bankaları her hangi bir kısıtlama olmadan şu an dünyada İran vatandaşlarının hesap açabildiği tek yerdir bile diyebiliriz. Türkiye devleti ve firmaları bu anlamda ambargo döneminde İran'ın yanında yer aldığını göstermektedir. Biz de İran'ın Türkiye'ye özel muafiyet vererek, tüketim malzemelerinin İran pazarında daha rahat pazarlanmasına imkan vermesini bekliyoruz. Bunlardan tekstil, mobilya, kozmetik, temizlik ürünleri gibi sektörlerini sayabiliriz. Bunların ithalatının kısıtlanması bizi büyük oranda etkiledi ve etkiliyor. Yetkililerin sorunların çözümü için önlem almalarını bekliyor ve umuyoruz.'

yorumunuz

You are replying to: .
2 + 16 =