7 Ağustos 2019 - 10:29
Journalist ID: 2394
News Code 83428376
0 Persons
Bir gazetecinin son anları

Tahran, İRNA- Taliban terör örgütü 8 Ağustos 1998'de Mezar-ı Şerif şehrinin kontrolünü ele geçirerek, İran Başkonsolosluğu'na girdi ve 8 İranlı diplomatla gazeteci Mahmut Sarımi'yi şehit etti.

Mahmut Sarımi şehit düşmeden önce şu kısa hikayeyi IRNA'ya aktarabildi:
Ben İRNA’nın muhabiri Mahmut Sarımi. Taliban Mezar-ı Şerif'i işgal etti.
Bunlar Sarımi'nin son sözleriydi, ama șuphesiz aklındaki son resimler değildi.
Bir gazetecinin özellikle hayatının son anlarında tehlike anında ve görev yaparken zihninde oluştuğu görüntüler, mesleki değerler, inanç, tehlikeden doğan heyecan ve tabi kişisel duygularının karıșımı olarak hiçbir şekilde ayni kareye sığmaz.
Sarımi bu resimlerin hiçbirini iletmeye fırsat bulamadı. Firsat bulabilseydi şok edici görüntüler ve Mazari-Sherif'in düşüşünü, insanların direnişini ve çaresiz çocukların ağlayışları ile kaçışlarını aktarabilirdi.
Sarımi kesinlikle şehri savunanların coşkusunu, cesaretini ve fedakarlığını savaş meydanında olmayanlara aktaracaktı. O, yaptığı haberlerle gazetecilik mesleğindeki tehlikeleri gözler önüne serebilirdi. Tehlikeli bölgelerdeki heyecanı sergileyebilir ve elbette bazı kişisel duygularını da ifade edebilirdi.
Sarımi hayalinde bile çocuğuyla vedalaşmak için fırsat bulamadı.
Belki de gönlünün derinlikerinde son kez sadece çocuğunun resmini hayalinde canlandırdı. Sadece bir kaç saniyede, hatta daha az!
Çocuğuyla ve ailesiyle vedalașmak, hayatinin son anlarında herkesin minimum arzusu. Ama Sarımi bu haktan bile mahrum bırakıldı.
O, heyecanlı anlar yaşadı; selam ve veda, sevgi ve öfke, olmak ve olmamak arasındaki anlar!
Hiçbir ışıkla parlamayan karanlık anlar. Hayatın çırpınış sesinin kulakları rahatsız eden saniyeler!
O Tatlı ve neşeli hayat kalbe ağır geliyor. Anılar bile ortaya çıkma imkanı bulamıyorlar
Çocukluk ve ergenlik anılarını gözden geçirmek ve hayatla vedalaşmak için fırsat bulamadı.
Herseye rağmen , ortam düşman tarafından o kadar karanlığa bürünmüștür ki bu saniyelerin en kısa zamanda sona ermesini arzu edersin.
Ancak zaman o kadar yavaş geçiyor ki, her saniye kapkaranlık bir sonsuzluk gibi!
Sanki zaman geçmek bilmiyormuş gibi. Düşman bu anlarda zamanı ve makanı durdurmuș gibi. Ne birşey görebiliyorsun, ne hissedebiliyorsum ne de hatırlayabiliyorsun.
Nefes hızlanır ama nefes almak için bir hava yoktur! Kalp göğüste kalmaya dayanamıyor. Ruh uçmak için sabırsızlanıyor ancak düşman kelebeğin uçmaya çalışmasından kokmuş bir  koza gibi zevk alıyor.
Sarımi gitti, fakat bir kelebek gibi değil, sağlam, kararlı bir ruhla, tıpkı bir kartal gibi!
Bunlar Sarımi'nin yaşadığı anlardı.
Sarımi'ye saygı göstermek, gazetecilik mesleğinin tüm yüksek değerlerine saygı göstermek demektir
Ruhu şad olsun.

Twitter'da Takip Ediniz. @Irna_Turkish

**9406**9489

yorumunuz

You are replying to: .
4 + 6 =