25 Eyl 2018 22:11
News Code: 3649091
0 Persons
Ruhani: Amerika müzakere masasına geri dönsün

New York, 25 Eylül, IRNA- İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Amerika’nın BM Güvenlik Konseyinin 2231 nolu kararı ve müzakere masasına geri dönmesini isteri.

Ruhani, BM 73. Genel Kurulunda yaptığı açıklamada bu konuyu dile getirdi.

Ruhani dünyamızın bazı devletlerin kendi başına buyuruk hareketleri ve uluslararası kurumlar ve değerleri dikkate almamasından acı çektiğini belirterek, dünya’da güvenliğin en az bedelle teminin ülkelerin koordinasyonu ve işbirliği ile mümkün olduğunu belirtti.

Günümüzde aşırı milliyetçi, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve uluslararası kuralları çiğnemekle daha iyi menfaatlerini temin edebileceklerini düşünen liderler olduğunu ifade eden Ruhani, bu liderlerin gülünç nimayişler hatta BM Güvenlik Konseyinin normal olmayan oturumlar düzenlenmesine başvurduklarını söyledi.

Ruhani, ‘’Başkalarının barış ve güvenliğini üzerine kendisinin güvenliği ve barılını temin etmenin hayal olduğunu ifade eden Ruhani, sahte istikrarsızlıklar yaratarak başkalarından bunun bedelini alma düşüncenin büyümesine fırsat vermemeliyiz. Bu yolda çoğulculuğa karşı çıkmak güç belirtisi değildir, bilakis bu düşüncenin zayıflığının belirtisidir ve bir birine bağlı günümüz dünya’yı tanımamanın göstergesidir’’ dedi.

Bu şartlarda uluslararası kurum ve kuruluşların etkisizliğinin dünya barışı için bir tehlike oluşturabileceğini ifade eden Ruhani, iktidar yanlısı hükümetlerin barışın düşmanları ve savaşın babaları olduğunu söyledi.

Ruhani, ‘’ABD, en ezandan mevcut yönetimi uluslararası tüm kurumların etkisizleştirilmesi azmindedir. ABD yönetimi tüm uluslararası kurallara aykırı olarak BM Güvenlik Konseyinin onayladığı çok taraflı bir anlaşmadan çekilmesine rağmen, İran’ı ikili müzakereye davet etmektedir. ABD yönetimi henüz yönetim olduğunu farkında değildir ve kendinden önceki yönetimin anlaşmasını ayaklar altına alarak devletlerin daimi sorumluluğunu tanımamaktadır. Bu yönetim, uzmanların istişarelerine değer vermemekte fakat İran’dan görüşme talebinde bulunmaktadır’’ dedi.

Ruhani, ‘’Biz hangi ilkeye dayanarak ahde vefasız bu yönetimle müzakere edebiliriz? Her hangi bir görüşme Kapsamlı Ortak Eylem Planının (KOEP) devamı ve 2231 nolu Güvenlik Konseyi kararı devamında olmalı. Geçmişe dönmemiz mümkün değildir. Bu büyük bir geri dönüş olur, bundan daha büyük geri dönüş ise Amerika’nın görüşmek istediği devleti ortadan kaldırmaya çalışmasıdır’’ dedi.

Ruhani, İran’ın dış politikadaki tutumunun her zaman çoğulculuğa ve uluslararası hukukun tanınmış ilkelerine bağlılık temelinde olduğunu belirterek, ‘’Bizim nükleer silahların yayılması anlaşmasına saygımız ve 5+1 grubu ile zorlu ve uzun müzakeremiz KOEP’in imzalanması ile sonuçlandı ve bu anlaşma bizim bu tutumumuzun göstergesidir’’ dedi.

Uluslararası camianın Amerika’nın KOEP’ten tek taraflı ayrılmasını kabul etmeyerek buna karşı tek bir tutum sergilemesinin mutluluk verici olduğunu ifade eden Ruhani, ‘’KOEP 10 yılı aşlın diplomatik çaba ve sahte bir krizin çözümü için sıkı müzakerelerin sonucuydu. Bu anlaşma BM Güvenlik Konseyinin 2231 nolu kararı ile onaylanarak uluslararası bir senede dönüştü, bu karara göre tüm ülkeler ve uluslararası ve bölgesel kuruluşlar bu karara aykırı hareket edemez ve KOEP’in uygulanmasını desteklemeliler’’ dedi.

Ruhani UAEK’nın 12 raporunda İran’ın taahhütlerine bağlı olduğuna vurgu yapıldığını belirterek, Amerika’nın KOEP’in uygulanmasının başından taahhütlerini yerine getirmediğini ve mevcut Amerika yönetiminin de gerçek dışı bahanelerle ve taahhütlerini çiğneyerek, anlaşmadan ayrıldığını ifade etti.

Ruhani, ‘’BM, kararlarının seçim oyunlarının ve propagandaların rehinesi olarak kullanmasına izin vermemeli ve iç meselelerinden dolayı ülkelerin uluslararası taahhütlerini uygulamadan çekinmeye izin verilmemeli. Amerika diğer ülkelerden de KOEP’i çiğnemelerini istemektedir. Tehlikeli olan ise Amerika’nın tüm ülkeler ve uluslararası kuruluşları BM Güvenlik Konseyinin 2231 nolu kararını uyguladıkları takdirde onları cezalandırmakla tehdit etmesidir. Bunlar BM tarihinde ilk kez olmaktadır. Amerika’nın bu yöntemi KOEP sadece KOEP için değildir, ABD Uluslararası Ceza Mahkemesi için de aynı tehdidi yapmaktadır’’ dedi.

Ruhani, uluslararası camianın, AB, Rusya ve Çin’in KOEP’in uygulanmasındaki desteklerini takdir ederek, taahhütlerin tam olarak yerine getirilmesinin KOEP’in ayakta kalmasının şartı olduğunu söyledi.

Tak taraflı ve gayrı meşru ambargoların ekonomik terörizm ve gelişme hakkının engellenmesi olduğunu ifade eden Ruhani, ‘’Amerika’nın başladığı yeni ambargolar sadece İran halkını hedef almamaktadır, bu ambargoların diğer ülke halkları için de bir çok zararları vardır ve dünya ticaretini engellemektedir’’ dedi.

İran halkının son 40 yıl zarfında tüm zorluklar ve ambargolara rağmen direndiğini ve bu dönemeçten de başarıyla geçebileceğini ifade eden Ruhani, ‘’Ülkemizin binlerce yıllık tarihi İran ve İranlının olaylar karşısında boyun eğmediğini göstermektedir. Burada açık bir şekilde Amerika’nın İran karşısındaki politikasının ilk batan yanlış olduğunu ilan ediyorum, İran halkının istekleri karşısında inatlaşmak yenilgiye mahkumdur. İran tarihi geçmişi, medeniyeti ve zengin kültürü ve jeopolitik konumu ile inkar edilemez bir gerçektir. İran ile ortaklığı millerler için iyi sonuçları vardır ve bunun bir örneği dost ülkelerle terörizmle mücadele konusudur’’ deid.

ABD’nin uluslararası ilişkilerden algısının zorbalığa dayalı olduğunu ifade eden Ruhani, ‘’Amerika, gücü olduğu için haklı olduğunu düşünmektedir. Onların güç ile ilgili algıları meşru ve kanuni güç değildir, algıları zorbalıktır. Hiçbir millet ve devlet zorbalıkla müzakere masasına getirilemez ve bu olması durumunda zorbalara nasip olan milletlerin kızgınlığından başka bir şey olmaz’’ dedi.

Ruhani, ‘’Bize göre de görüşmeden daha iyi bir yol yoktur, fakat görüşme iki taraflı, eşitlik, adalet, insanlara saygı, uluslararası kurallar, BM Güvenlik Konseyinin kağıt parçası olmayan 2231 nolu kararı, temelinde olmalı. Biz sizi 2231 nolu karara dönmeye davet ediyoruz, biz sizi kalktığınız müzakere masasına dönmeye davet ediyoruz. Biz sizi BM Güvenlik Konseyi kararına davet ediyoruz. Biz sizi uluslararası kurumlarda kalmaya davet ediyoruz. Biz sizi ambargo yamamanızı istiyoruz, ambargo ve tekfir bir elmanın iki yarısıdır, tekfirde insanların düşüncesi inkar diliyor, ambargoda ise insanların hayatı ve refahı inkar diliyordur’’ dedi.

Ruhani, ‘’Görüşmek için ikili fotoğraf çekmeye gerek yoktur, burada, Genel Kurulda bir birimizin sözünü duyabiliriz. Ben görüşmeyi buradan başlıyorum. Açık bir şekilde, uluslararası güvenliğin Amerika’nın iç politikasının oyuncağı olmadığını söylüyorum. BM, Amerika’nın bir devlet dairesi değildir. Her görüşme, görüşmenin kesildiği yer ve görüşmeyi kesen tarafından başlatılabilir. Bunun başlaması, uluslararası hukuk ve ahlaki ilkelere aykırı olan tehditlere ve zalimde ambargolara son vermekle başlayabilir’’ dedi.

Ruhani, ‘’Bizim sözümüz açıktır, taahhüt karşısında taahhüt, tehdit karşısında tehdit ve taahhütleri çiğneme karşısında taahhütleri çiğneme, adım karşısında adım, söz karşısında söz. İran’ın politikası açıktır, bizde savaş, tehdit, zorbalık yoktur. Bizde ahde vefa ve kanunlara uymak vardır. Biz Ortadoğu’nun her yerinde barış ve istikrarı destekliyoruz. Nükleer bilimi gerekli ve nükleer silahı haram biliyoruz’’ dedi.

Ruhani, ‘’Bir terörizmin dünkü ve bugünkü kurbanları olarak terörizmle gerçek mücadelenin ön cephesinde olmuşuz ve olacağız. Bizim halkımız bugün, Cumartesi masum insanın teröristler tarafından şehit edilmesinin yasını tutmaktadır. Bu teröristler bu olaydaki sorumluluğunu utanmaz bir şekilde bazı batılı ülkelerin başkentlerinde petrol’den elde edilen dolarlarla idare edilen televizyon kanallarında kabul ettiler. Biz tüm terör olaylarını kınıyoruz ve BM Güvenlik Konseyinin bu olayla ilgili bildirisini takdir ediyoruz. Neden bu örgütün liderleri batılı ülkelerde para toplamak için serbestçe hareket edebiliyordur? Bunlar uluslararası kurallara aykırı değil midir? Neden İran aleyhine terör eylemleri yapan terörist grupların destekçisi ülkeler ki El Kaide ve El Nüsra’yı da desteklemişler kınanmıyorlar aksine teşvik edilip silahlanıyorla? Dünya’nın terörizm konusunu ciddiye alması için bu olay karşısında uluslararası düzeyde ortak hareket etmeye mecburuz’’ dedi.

Ruhani, Suriye krizinin başından o ülkede yabancı müdahalelere ile radikal ve terörist grupların desteklenmelerine karşı ikazda bulunduklarını ifade eden Ruhani, ‘’Suriye krizinin Suriyeli taraflar arasında görüşmelerle çözülebileceğini söyledik, Bizim Suriye’deki müsteşarı varlığımız Suriye hükümetinin isteği doğrultusunda ve terörizmle mücadele içindir. İran, Rusya ve Türkiye, Astana süreci çerçevesinde Suriye’de gerginliğin azaltılmasında önemli rol ifa etmeyi başardılar’’ dedi.

Ruhani, ‘’Son 3 yılda Yemende vahim insani duruma şahit olmaktayız. Yemen’e yapılan saldırılar alt yapıları yok etmekte, yüz binlerce kişinin yaralanmasına ve milyonlarca kişinin yerinden olmasına ayrıca kıtlık ve hastalıklara sebep olmuştur. Bu insanlık dışı uygulamalar insanlık aleyhine cinayettir. Yemen krizi Yemenliler arasında yabancı müdahale olmaksızın çözülebilir ve İran bu doğrultuda yardıma hazırdır’’ dedi.

Ortadoğu bölgesinin en önemli meselesinin Filistin meselesi olduğunu ifade eden Ruhani, ‘’Zaman geçmesi işgali haklı çıkarmaz. Siyonist rejimin Filistin aleyhindeki sayısız cinayetleri ABD’nin maddi ve silah yardımı olmaksızın mümkün olamazdı. İsrail, nükleer silahları ve diğerlerini açık bir şekilde nükleer silahlarla yok etmeye tehdit ederek bölge ve dünya barış ve istikrarı için en büyük tehdittir’’ dedi.

Ruhani, Amerika’nın Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasının ve Yahudi Devleti kanunun onaylanmasının da uluslararası kurallara aykırı olduklarını söyledi.

İran dış politikasının önceliklerinin komşularla ilişkilerini geliştirmek ve daha güvenli ve ilerlemiş bölge yaratmak olduğunu ifade eden Ruhani, Hazar Denizinin statüsü ile ilgili imzalanan anlaşmaya değinerek, ‘’Biz Güney komşularımızla da aynı şeyi istiyoruz. Biz Fars Körfezi ülkelerinin tamamının katılımıyla ortak bir organizasyon istiyoruz. Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazının güvenliği her zaman bizim için önemli olmuştur. Irak savaşı zamanında bunu nasıl koruduysak gelecekte de bunu koruyacağız. İran siyasi ve uluslararası konulara barışçıl bakışa sahiptir, biz kimseyle savaş istemiyoruz, bizim imparatorluğa ihtiyacımız yoktur. İran siyaseten değil fakat kültür ve medeniyetinde bir imparatorluktur. İran doğu ile batının bağlanma noktasıdır ve böyle kalacaktır. İran şiddetten arındırılmış bir dünya için uyanık bir gözcü olacaktır. İran Saddam’ın Kuveyt’e saldırmadan önce içyüzünü tanıdı ve saldırısı karşısında savaştı, İran, Taliban ile savaşta ön cephede şehir verdi, biz El Kaide ve Taliban ile New York’a saldırmadan önce savaştık, Biz İŞİD ile Paris, Brüksel, Londra’da operasyonlar düzenlemeden savaştık, İran ile tarihi gerçekleri kabul ediniz, Ambargolardan el çekiniz ve tekfire son veriniz. Eğer barış sizin ilkeniz ise, dünya’nın İran’dan daha iyi dostu olmayacaktır’’ dedi.

Twitter'da Takip Ediniz. @Irna_Turkish

2012