Mutanoğlu: Medya barışın dilinden konuşmayı görev edinmeli

Ankara, 02 Eylül, IRNA- Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Metin Mutanoğlu, medyanın barışın dilinden konuşmayı görev edinmesi gerektiğini söyledi.

Mutanoğlu, Tahran’da düzenlenecek Asya- Pasifik Haber Ajansları Birliği (OANA) İcra Kurulu toplantısı öncesi IRNA’ya yaptığı açıklamada bu konuyu dile getirdi.

Mutanoğlu, ‘’OANA’nın günümüzde var olması ve faaliyetlerine devam etmesi gereklilikleri nelerdir?’’ sorusuna karşılık, ‘’ Haber ajansları son yüz elli yılda insanlık tarihinin en önemli geleneklerinden hikâye anlatıcılığının vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Üstelik bizler bugün durmaksızın güncellenen dijital mecralarda sürekli gelişen teknolojileri kullanarak bu geleneği devam ettiriyoruz. Bu süreçte ajansların bilgi ve tecrübelerini birbiriyle paylaşması çok önemli. OANA gibi birlikler bu tür paylaşımlar için güçlü ve güvenilir bir platform oluşturuyor. Bunun yanı sıra diğer birliklerden farklı olarak OANA, dünya nüfusunun yarısının yaşadığı, her gün dünya gündemini oluşturan önemli siyasal, ekonomik, toplumsal olayların yaşandığı bir bölgedeki ülkelerin birliği olması yönüyle bizim için çok önemli’’ dedi.

Mutanoğlu, OANA’nın kendisi için tanımlanan hedefleri gerçekleştirmede başarılı olmup olmadığı ile ilgili, ‘’OANA’nın kuruluş döneminde tanımlanan temel hedefi Asya Pasifik bölgesinde serbest bilgi akışı sağlamasıdır. Biz Anadolu Ajansı olarak üye ajanslarla bu doğrultuda anlaşmalar yapıyor, ikili ziyaretler düzenliyoruz. Bu iş birlikleri sonucunda bölge ülkeleri arasında bilgi alışverişinin güçlendiği söylenebilir. Buna ek olarak OANA ayrımcı ve sömürgeci söylemleri engellemek ve açlık, salgın hastalıklar, işsizlik gibi sorunlara dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Ben bu anlamda da üye ajanslar olarak ciddi yol kat ettiğimizi düşünüyorum. Son olarak ajansların haberlerin dili, içeriği gibi hususlarda karşılıklı çıkarlarını gözettiğini belirtmek isterim’’ diye konuştu.

Mutanoğlu, OANA’nın medya kuruluşları arasında etkili olması ile ilgili, ‘’Maalesef uzun yıllar Batı medyası uluslararası medya dünyasını ele geçirmişti. Ancak bizim gibi ajanslar bu hegemonyayı yıktı. Örneğin Anadolu Ajansı Milli Mücadele döneminde uluslararası medyadaki bu hegemonyayı yıkmak ve olayları yerel halkın gözünden anlatmak amacıyla kurulmuştu

ve 98 yıldır bu görevi başarıyla yerine getiriyor. Dijital teknolojiler de bu anlamda medyada ciddi dönüşüm sağladı. Artık insanlar Orta Doğu, Afrika, Asya Pasifik’te yaşanan bir olay hakkında sadece kendi ülkelerindeki medyaya bağlı kalmıyor, sosyalmedyadan bizim paylaşımlarımızı da inceleyerek bir kanaate varıyorlar. OANA Batı medyası dışındaki ajansları güçlendirerek bu sürece ciddi katkı sağlıyor’’ dedi.

AA Genel Müdür Yardımcısı, ‘’OANA’ya üye ajansların günümüz dünyasında daha etkili olabilmesi için neler yapılmalı?’’ diye sorulan soruya karşılık, ‘’ Bu soruyu iki temel cevap verilebilir. Elbette birincisi en zorlu görevleri başarıyla yerine getirecek cesur haberciler yetiştirmektedir. Anadolu Ajansı’nın Haber Akademisi aracılığıyla bu görevi hakkıyla

yerine getirdiğine inanıyoruz. Kimsenin ulaşamadığı savaş ve çatışma bölgelerindeki insanlarınhikayelerini anlatan mezunlarımızla gurur duyuyoruz. İkincisi ise dijital iletişim araçlarına daha fazla yatırım yapmak ve daha etkin kullanmak olacaktır.Birçok Asya Pasifik ülkeleri bizim haberlerimize geleneksel medyadan ulaşabilmektedir, ancak Batı dünyasına ulaşmak için dijital araçları kullanmamız gerekmektedir’’ diye konuştu.

Mutanoğlu, Sosyal Medya’nın güç kazandığı çağımızda, OANA bu hususta yapması gerekenlerle ilgili, ‘’Daha önce bahsettiğim gibi dijital mecralar medyadaki hegemonyayı kırmıştır. Sosyal medya sayesinde çok daha az maliyetlerle çok daha fazla insana ulaşılabilir. Sosyal medya aynı zamanda muhabirlerimizin kendilerini geliştirmesini ve dünyadaki gelişmeleri takip etmesini sağlamaktadır. Sosyal medya her yönüyle OANA üyelerine fayda sağlamaktadır. Genel olarak tüm haber ajansları için sosyal medyada yer alan yalan haberler sıkıntı oluştursa da bu durumun önüne geçecek uygulamalar her geçen gün artmaktadır. OANA üyeleri de sosyal medyaya gerekli önemi vermeli ve bu konuda

karşılıklı istişarede bulunarak kendilerini geliştirmelidir’’ ifadesini kullandı.

AA Genel Müdür Yardımcısı, OANA Daimi Genel Sekreteryası kurulması ile ilgili, ‘’OANA bu zamana kadar yapılan etkinliklere bakıldığı zaman önemli bir yol kat etmiştir. Biz de bu organizasyonun bir parçası olmaktan memnunuz ve elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Daimi Genel Sekreterya konusunun gerekliliğini tüm OANA üyelerinin değerlendirip ortak bir paydada buluşması gerekmektedir. Şu anki yapısıyla genel olarak ele aldığımızda OANA’nın bundan daha aktif bir hale getirilmesi, üyeler arasında daha çok fikir alışverişi ve üyeler arasında daha çok iş birliği gerekmektedir’’ dedi.

Mutanoğlu, IRNA ile ilgili olarak, ‘’IRNA bölgemizde ve dünyada önemli haber ajanslarından biridir. İlişkilerimiz yıllardır dostça ve profesyonelce devam etmektedir. Buna ek olarak her konuda irtibat ve istişare halindeyiz. AA olarak Farsça yayınlarımızda IRNA'nın bize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Aynı şekilde biz de böylece İran haberlerinin dünya medyasına yayılmasında önemli destek sunabiliriz. IRNA’nın da bizim gibi birçok dilde yayın yapması, buna ek olarak Türkçe yayınının bulunması hem dünyadaki yeri, hem de bizim iş birliğimiz açısından çok önemlidir. Bu ziyaret sırasında karşılıklı olarak mutabık kaldığımız işbirliği anlaşmasını da imzalamak ve bu değerli dostluğumuzu daha üst seviyelere taşımak isteriz’’ ifadesini kullandı.

Mutanboğlu, Batı Medyası karşısında OANA üyesi ajansların nasıl tutum sergilemeleri ile ilgili, ‘’Daha önce belirttiğim gibi ajanslar arasında imzalanan karşılıklı haber, fotoğraf ve görüntü değişimine yönelik iş birlikleri bizi güçlendirecektir. Buna ek olarak biz her zaman üye ajansların AA Haber Akademisi’nde eğitim almasına açığız ve aynı şekilde bizim muhabirlerimizin de Asya Pasifik bölgesinde yer alan ajansları ziyaret etmesi, çalışma şekillerini ve haber toplama ve yazma geleneklerini izlemesini destekliyoruz. Bunlara ek olarak belli gündem konularında hususi iş birlikleri yaparak medyadaki tekeli kırabileceğimize inanıyorum’’ dedi.

Mutanoğlu, Amerika’nın taahhütlerine sadık kalmaması ve medyanın bu hususta sergilemesi turum ile ilgili,’’ Her ülke imza attığı anlaşmalara karşı, anlaşmaların şartları ölçüsünde sorumludur. Anlaşma metninde ABD'nin çekilmesi hakkını kısıtlayan bir hüküm olmayabilir. Fakat ABD kendisi anlaşmadan çekilmekle kalmıyor. Ticari ilişkilerini kesmeyen ülkeleri yaptırımla tehdit ediyor. Kendisi tüm dünyayla istediği gibi serbest ticaret yaparken, başkalarına mani oluyor, ülkelerin egemenlik hakkını

görmezden geliyor, bağımsızlıklarına saygı duymuyor. Herkese ABD ulusal çıkarlarını dayatıyor, demokrasi ve serbest ticaret ilkelerini rafa kaldırıyor. Bağımsız ülkelerin medyaları, olanları tüm çıplaklığıyla, okurunun muhakemesine imkan tanıyan doğrulukla aktarmakla mükelleftir. Bu ABD yaptırımları ya da başka bir mevzu olabilir. Olayların niteliği yaptığımız işin niteliğini değiştirmez’’ dedi.

AA Genel Müdür Yardımcısı, Amerika’nın uluslararası taahhütlerini yerine getirmemesinin bölgesel ve uluslararası sonuçları ile ilgili, ‘’Anlaşmanın bozulmasının bölgesel ve uluslararası istikrara ağır darbe vuracağı kesin. ABD, uluslararası kamuoyunun üzerinde büyük ölçüde mutabık kaldığı ve daha önemlisi başarıyla işleyen bir anlaşmayı çöpe atıyor. Bu anlaşma çok zor şartlar altında yapıldı. Aralarında Türk şirketlerinin de olduğu bir dizi büyük şirket belki ABD yaptırımlarının hedefi olacaktır. Bu da ülkelerin siyasi ilişkilerine yansıyacaktır. Günün sonunda İran'ın da anlaşmadan çekilip nükleer programına devam etmesi hiç kimsenin tercih edeceği bir sonuç değil. Avrupa Birliği, Rusya, Çin, Hindistan gibi büyük güçlerin ABD'yi makul bir çizgiye çekmek için ısrarlarını sürdürmesi lazım. Aksi takdirde dünya düzeni çok daha adaletsiz parametrelerin ipoteğine girecek gibi görünüyor. Ulusal ajansların görevi ise tarafsız ve eksiksiz olarak bu gelişmeleri en uzak noktalara kadar iletmek ve iletilebilmesi için iş birliği yapmalarıdır. Özellikle Asya-Pasifik ülkelerinin dünya medyasında daha etkin olmaları gerekmektedir’’ diye konuştu.

Mutanoğlu, İran ve Türkiye’nin ikili ilişkileri ve bu ilişkilerin zayıf ve güçlü noktaları ile ilgili, ‘’Türkiye ve İran özellikle son dönemde iş birliğini güçlendirmek için çaba içerisindedir. İran'da yönetim karşıtı hareketlerin şiddete dönüşmesine ve ABD'nin yaptırım gündemine Türkiye açık şekilde karşı çıktı. Tahran yönetimi de FETÖ ve darbe girişimine karşı duran tutumuyla memnuniyet oluşturdu. Fakat şunu görmek gerekir ki ticari ilişkiler bir türlü istenen ivmeyi yakalayamıyor. Burası sorgulanması gereken bir noktadır. Ankara'nın bu konuda Tahran'dan beklentileri var. Öte yandan Suriye'de çok daha verimli bir iş birliği sağlanabilir. Astana Anlaşması son dönemde ağır ihlallere uğradı. Daha şeffaf daha öngörülebilir bir ilişki herkesin çıkarına olacaktır. PKK ortak tehdit olmasına karşın örgüte ölümcül darbenin indirilmesi konusunda da ortak zemin halen yakalanabilmiş değildir’’ dedi.

Mutanoğlu, medyanın dünyada barışın hakim kılınmasındaki rolü ile ilgili, ‘’ Medya, olayları doğru şekilde yansıtma sorumluluğu taşırken, barışın dilinden konuşmayı görev edinmeli. Toplumları kaosa sürükleyecek, provokasyonlara zemin hazırlayacak, düşmanlıkları körükleyecek yayın politikalarından uzak durmalı. İşimizi halk için yapıyoruz. Her medya kuruluşunun, hadiselere bakış açısı olabilir ama insani hassasiyetler daima barış, istikrar, refah ve kardeşlik temalarını öncelememizi gerektirir. Nükleer anlaşmanın tek taraflı olarak değiştirilme çabası, dünya barışının geleceği için kuşkusuz kötü bir haber. Ancak Türkiye, İran ve diğer bölge ülkeleri başta olmak üzere ilişkileri şeffaf, samimi ve iyi niyetli bir zeminde kalıcı kılmayı başarabilirlerse, dünyanın diğer kesimlerinden gelen dayatmalar boşa çıkabilir’’ dedi.

Twitter'da Takip Ediniz. @Irna_Turkish

2012