Zarif: Yeni bölgelerde radikalizmin önlenmesi ve mali kaynaklarının kesilmesi öncelik olmalı

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mohammad Cevad Zarif, yeni bölgelerde radikalizmin nüfuz etmesinin önlenmesi ve mali kaynaklarının kesilmesinin öncelik taşıdığını söyledi.

Bugün düzenlenen Tahran Güvenlik Konferansında bir konuşma yapan Zarif, bölge ülkelerinin birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının şüphe götüremez gereklilik olduğunu söyledi.

Zarif, ‘’Suriye ve Irak’taki ayrılıkçı yönelimli mezhepsel veya etnik tahrikler bölge ve dünya için bir tehlikedir ve bu tehlike milli ve yerel yetkililerin dirayeti ile milli egemenlik, toprak bütünlüğü ve Anayasa’ya saygı çerçevesinde birlik ve beraberliğe dönüşmelidir’’ dedi.

Batı Asya bölgesinin çetin dönemden geçtiğini ifade eden Zarif, şiddet yanlışı ve radikalizmin bölgeyi tarihinin en tehlikeli dönemlerinden birine dönüştürdüğünü fakat artık bunların azalmaya başladığını söyledi.

Zarif, ‘’Bu akımın en dehşet verici temsilcisi olan IŞİD, askeri yönden ortadan kalkmıştır. Irak ve Suriye halkı ve devletleri geçen 6 yıl zarfında terörist guruplar özellikle IŞİD aleyhine direndi ve büyük zaferler elde ettiler ve bu süre zarfında İran bu ülkeler yanında yer aldı ve bundan dolayı mutluyuz’’ dedi.

Zarif, bölgedeki etkili ülkelerin 3 önemli mesele ile karşı karşıya olduklarını belirterek bunların, mevcut gerçeğin doğru algılanması, ortak durumla ilgili ortak algıya varmak ve bunun gerçekleştirme yolları olduğunu söyledi.

IŞİD’in hezimete uğramasına rağmen hem IŞİD hem de benzer gurupların faal olduğunu ifade eden Zarif, ‘’Onlar Orta Asya, Batı Asya ve Kuzey Afrika ülkelerinde kurdukları geniş ağ vasıtası ile hala bölge ve dünya için ciddi tehdittirler ve bundan dolayı bunlarla mücadele bir öncelik olmalı’’ dedi.

Suriye ve Irak’ın imarının önemine değinen Zarif, ‘’İmarın başlaması bölgenin siyasi istikrarı ve radikalizmin hezimetinde büyük etkileri olacaktır ve bu halka yardım, barışın tespiti amacı doğrultusunda siyasi maksattan uzak yapılmalı’’ dedi.

Yemen’e saldırıyı bölgedeki gerginlik sebeplerinden biri sayan Zarif, ‘’Saldırıdan 33 ay geçmesi sonrası saldırganlar bunun askeri yollar çözülmeyeceğini algılamalılar’’ dedi.

Zarif, Amerika’nın bölgedeki müdahale ve politikalarını şartların daha girift hale gelmesindeki en önemli sebeplerden sayarak, ‘’Amerika hala bölgedeki gerçekleri dikkate almamakta ve Suriye’deki gayrı meşru varlığı ile gerginlik yaratan ve tahrip edici politikalarının devamında ısrar etmektedir’’ dedi.

Filistin meselesinin bölge ve dünya’nın en önemli sorunu olarak sayan Zarif, bölgedeki tüm konuların direkt veya en direkt bu konu ile ilintili olduklarını söyledi.

Zarif, ‘’Bölge ülkelerinin menfaatlerinin temini tüm bölge ülkelerinin menfaatlerinin menfaatinin temini ile mümkün olur. Bu ülkelerin birinin sultacı çabası hem doğru değildir hem de mümkün değildir’’ dedi.

Soğuk savaş sonrası geçen 30 yıllık tecrübeye değinen Zarif, bu tecrübenin dünya çapında veya bölgesel çapta egemenlik kurma çabasının sonuçsuz ve tehlikeli bir çaba olduğunu söyledi.

Ülkeler arasında sosyal ve ekonomik gelişmek için rekabetin olabileceğini ifade eden Zarif, üstün ve egemen güce dönüşme çabasının gerginlik yaratan neden olduğu gibi ülkelerin milli gelişmesi önünde de bir engel olabileceğini söyledi.

Bu rekabetin kısır bir döngüye dönüşebileceğini ifade eden Zarif, bunun kazananının olmayacağını belirtti.

Fars Körfezi bölgesindeki silahlanma rakamlarının dünya’da en yüksek rakamlar olduğunu ifade eden Zarif, sadece geçen senede Fars Körfezi ülkelerinin toplam 116 milyar dolar askeri harcama yaptığını söyledi.

Zarif, ‘’Bu uygulama hem gerginlik yaratmakta hem güvensizliği arttırmakta hem de bölge kaynaklarının yağmacıların cebine girmesine sebep olmaktadır’’ dedi.

Zarif, ‘’Bölge terörizm, radikalizm, çevre sorunları, göç ve hükümetlerin halklara karşı cevap verme sorunlarıyla uğraşırken silahlanma yarışı ve gerginliğin anlamı halklara daha çok bedel ödetmektir. Hiçbir ülke komşularını istikrarsızlaştırarak kendine istikrar sağlayamaz ‘’ dedi.

Zarif, ‘’Koalisyonlar günümüzde geçersizliğini ispatlamıştır. Her bir koalisyon yeni bir saldırının öncüsü olmaktadır. Güvenliğin satın alınabilecek evhamı sadece istikrarsızlık ve güvensizlik olmaktadır. Toplu güvenlik büyük, küçük tüm ülkelerin karşılıklı saygı ve eşitliği çerçevesinde bir birinin içişlerine karışmama, zor kullanımından kaçınma, sorunların barışçıl yollarla çözümü, toprak bütünlüğüne ve her milletin kendi kaderini belirleme hakkına saygı ilkeleri doğrultusunda ve BM Bildirgesi çerçevesinde mümkün olabilecektir’’ dedi.

Twitter'da Takip Ediniz.

@Irna_Turkish