Bikdeli: İran İslam İnkılabı, İslami değerleri esas alan bir zaferdir

İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Alireza Bikdeli, İran İslam İnkılâbının, Rahmetli İmam Humeyni’nin önderliğinde ve İran halkının desteğiyle 11 Şubat 1979’da gerçekleşmiş, İslami değerleri esas alan bir zafer olduğunu söyledi.

İslami Devrimin 37. Yıldönümünde Ankara’da düzenlenen törende konuşan Bikdeli, ‘’Bugün İslam İnkılâbı Sayın Ayetullah Seyyid Ali Hameney’in liderliğinde yüce hedefleri doğrultusunda yol almaya devam etmektedir. İslam İnkılabı’nın zafere ulaşmasından sadece 50 gün sonra düzenlenen seçimlerin sonucunda mevcudiyetini tüm dünyaya ilan eden İran İslam Cumhuriyeti, şuan kendi tarihinin önemli bir aşamasını Cumhurbaşkanı Sayın Dr. Ruhani ile birlikte katetmektedir’’ dedi.

Bikdeli, ‘’İran halkı geçtiğimiz 37 yıl boyunca sürekli olarak emperyalist güçlerin saldırılarına, bu güçler tarafından dayatılan savaş ve yaptırımlara ve İran aleyhinde yürütülen kara propagandalara maruz kalmıştır. Buna rağmen İran halkı, önüne konulan bu engellerin çoğunu kendindeki azim, direniş gücü ve fedakarlıkla aşmasını bilmiş, sonunda düşmanlarının İran’ın hakkaniyete dayalı tutumunu anlamalarını sağlamıştır. İran İslam Cumhuriyeti, nükleer müzakerelerde uluslararası ilişkilerin en karmaşık sorunlarından birisini, kaynağını İran’ın köklü devlet, külür ve diplomasi geleneğinden alan dirayetli ve mantıklı bir yaklaşım ve diyalog yoluyla çözmüştür’’ diye konuştu.

Geçtiğimiz ay Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın yürürlüğe girmesi ve yaptırımların kalkmasıyla İran’ın daha da kalkınması, bölgesel işbirliği ve İslam dünyasının entegrasyonu alanlarında bir çok fırsat doğduğunu ifade eden Bikdeli, ‘’Türkiye, yaptırımlar döneminde ve nükleer müzakereler sürecinde İran’ın yanında olmuş, İran’ın elde ettiği son başarısında yapıcı bir rol ifa etmiştir. İran makamları Türkiye’nin bu samimi yaklaşımını her fırsatta takdirle dile getirmişlerdir’’ dedi.

İran ve Türkiye’nin, aralarındaki dostluğu pekiştirmek amacıyla geçmiş yıllarda bir çok mekanizma oluşturduğunu ifade eden Bikdeli, ‘’ Bu mekanizmalardan biri de “Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi”dir. Sayın Erdoğan’ın Nisan 2015’te Tahran’a gerçekleştirdiği ziyaret esnasında İran-Türkiye Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin ikincisi düzenlenmiştir. İki ülke arasında Tecihli Ticaret Anlaşması’nın hayata geçirilmesi, taşımacılık ve ticaretteki sorunların azaltılması, Konsey tarafından alınan kararlara örnektir’’ dedi.

Yaptırımlar sonrası İran ekonomisinde bir rekabet ortamı oluşmuştuğunu ve Türkiye’nin sahip olduğu avantajlar nedeniyle bu rekabette her ülkeyi geride bırakabileceğini ifade eden Bikdeli, ‘’ İran, Türkiye ile ekonomik ilişkilerini güçlendirmeyi ve ikili ticaret hacminde 30 Milyar Dolar hedefine ulaşmayı istemektedir. Bergiz İnşaat Şirketi bu fırsatı değerlendirerek, yaptırımların kalkmasının ardından İran’da yatırım yapan ilk şirkettir. Bergiz Şirketi geçtiğimiz ay, 900 Milyon Dolarlık “Tebriz-Marand-Bazergan Otoyolu Yapım Anlaşması”na imza atmıştır. Umarım diğer Türkiyeli firmalar da ilişkileri güçlendirmeye dönük bu fırsatlardan yararlanırlar’’ diye konuştu.

Bikdeli sözlerine şöyle devam etti, ‘’Bugün bölgemizin en önemli sorunu, terörizmin yayılması ve terörizme verilen talihsiz destektir. Terörist gruplar bölge ülkelerinin gücünü kırmak ve yok etmek için İsrail’in güvenlik çıkarlarına hizmet eden büyük taşeron gruplardır. Onlar etnik ve mezhebi kimlikleri bahane ederek şiddete başvurmakta, cinayetler işlemektedirler. Terörizm ile olan kararlı mücadelede Türkiye’nin yanında olduğunu her fırsatta dile getiren İran, bu işbirliğinin kardeşlik bağlarının güçlenmesine ve bölge istikrarına ve güvenliğine vesile olmasını dilemektedir. Mezhep ihtilaflarını körükleyerek müslümanlar arasında fitne çıkarma çabaları, İslam dünyasının önemli sorunlarından bir tanesidir. Müslümanlar arasındaki vahdet, birlik ve beraberlik dinimizin temel inançları arasında yer almaktadır. Mezhepçiliği körüklemenin makus hedeflerinden biri de bölge ülkeleri arasında ayrılık yaratmaktır. İran ve Türkiye’nin menfaatlerine ters düşen bu tehlikeli oyun, ancak ve ancak bölgeyi ateşe vermek isteyenlerin çıkarınadır. Dolayısıyla bizler amacı iki ülke halkını birbirinden uzaklaştırmak olan bu tür fitnelere asla fırsat vermemeliyiz. Bölgemiz böylesine zor bir dönemden geçerken, İran ve Türkiye ikinci Viyana Toplantısında Suriye meselesinin çözümüne ilişkin yol haritası konusunda anlaşmıştır. Bu mutabakat iki ülkenin, ikili ve çok taraflı ilişkiler çerçevesinde, bölgenin ve İslam dünyasının sorunları için yapıcı çözüm yolları sunabileceklerini ve Suriye halkını karşı kaşıya olduğu bu yıkıcı savaştan kurtarabileceklerini göstermektedir. ‘’

Türkiye’deki görevinin sona ermesi nedeniyle önümüzdeki hafta ailesiyle Ankara’dan ayrılacağını bildiren Bikdeli, Türkiye’de güzel dostluklar edindiğini bir çok ilini gezdiğini belirterek, ‘’biz aynı kültürü ve aynı kaderi paylaşan iki milletiz. Gerek iki ülkenin gerekse bölge ve İslam dünyasının istikrar ve güvenliği, İran ve Türkiye’nin işbirliğine bağlıdır. Halklarımız birbiriyle dostça yaşamak istiyor; bu istek ancak etkileşimle sağlanabilir. Biz birbirimizin yanında, birlikte olduğumuz sürece güçlü ve müreffeh olabiliriz. İran ve Türkiye’nin önünde dostluk ve kardeşlikten başka bir seçenek yoktur’’ dedi.